KARYOT K GENOMLARIN ORGAN ZASYONU VE KONTROL (Kaynak: Biyoloji, - - PowerPoint PPT Presentation

karyot k genomlarin organ zasyonu ve kontrol
SMART_READER_LITE
LIVE PREVIEW

KARYOT K GENOMLARIN ORGAN ZASYONU VE KONTROL (Kaynak: Biyoloji, - - PowerPoint PPT Presentation

KARYOT K GENOMLARIN ORGAN ZASYONU VE KONTROL (Kaynak: Biyoloji, Campbell & Prof. Dr. Bekta TEPE Reece) Prokaryotik kromatinin paketlenmesi Bakteri DNAs bile paketlenir. Bakteri genomu sadece birka milyon


slide-1
SLIDE 1

ÖKARYOTİK GENOMLARIN ORGANİZASYONU VE KONTROLÜ

slide-2
SLIDE 2

Prokaryotik kromatinin paketlenmesi

¤ Bakteri DNA’sı bile paketlenir. ¤ Bakteri genomu sadece birkaç milyon nükleotit çifti içermektedir. ¤ Önceleri bakteri kromozomunun, herhangi bir kıvrılma modeli göstermeyen, halkasal, çıplak DNA olduğu düşünülüyordu. ¤ Ancak şimdilerde özgül proteinlerle ilişkili ve düzenli ilmekler oluşturduğu bilinmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

2

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-3
SLIDE 3

Ökaryotik kromatinin paketlenmesi

¤ Ökaryotik kromatinin organizasyonu prokaryotlara göre daha karmaşıktır. ¤ Büyük miktarda protein ile muntazam bir kompleks

  • luşturmuştur.

¤ Oluşan kromatin, hücre döngüsü sırasında çarpıcı değişiklikler geçirir. ¤ Interfaz sırasında çekirdek içerisinde ince-uzun iplikler şeklinde görüntülenirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

3

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-4
SLIDE 4

Ökaryotik kromatinin paketlenmesi

¤ Mitoza hazırlık sırasında ise kısa ve kalın kromozomları

  • luşturmak üzere bükülür ve katlanırlar (yoğunlaşırlar).

¤ Her bir kromozomda bir adet doğrusal DNA çift sarmalı bulunur. ¤ Insanlarda bu sarmal ortalama olarak 2x108 nükleotit çifti içerir. ¤ Bu DNA uzatılmış olsaydı, yaklaşık 6 cm uzunluğa denk gelecekti.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

4

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-5
SLIDE 5

Ökaryotik kromatinin paketlenmesi

¤ Bu uzunluk, hücre çekirdeğinin çapından binlerce kat daha uzundur. ¤ Ancak bunun gibi 45 kromozomun DNA’sı daha muntazam bir şekilde paketlenerek çekirdeğe sığdırılır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

5

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-6
SLIDE 6

Nükleozomlar

¤ Ökaryotik kromatinde DNA’nın ilk düzey paketlenmesinden sorumlu proteinler histonlardır. ¤ Kromatindeki histon kütlesi yaklaşık olarak DNA kütlesine eşittir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

6

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-7
SLIDE 7

Nükleozomlar

¤ Histonlar yüksek oranda pozitif yüklü aminoasitler içerir (lizin ve arjinin). ¤ Bu aminoasitler, negatif yüklü DNA’ya sıkıca bağlanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

7

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-8
SLIDE 8

Histon proteinlerinin çeşitleri

¤ Histonun beş çeşidi vardır. ¤ Bir ökaryottan diğerine benzer yapıdadırlar. ¤ Benzer proteinler bakterilerde de bulunur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

8

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-9
SLIDE 9

Histon proteinlerinin çeşitleri

¤ Histon genleri evrimsel süreçte çok fazla korunmuştur. ¤ Aşağıdaki şekilde görülen her bir boncuk ve ona bitişik DNA, nükleozom adı verilen yapıyı oluşturur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

9

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-10
SLIDE 10

Nükleozomun yapısal elemanları

¤ Her bir nükleozom;

¤ H2A ¤ H2B ¤ H3 ¤ H4

proteinlerinden ikişer adet ve bir de bunların etrafını saran DNA’dan ibarettir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

10

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-11
SLIDE 11

Nükleozomun yapısal elemanları

¤ H1 ise, kromatin bir sonraki düzeyde paketlenme geçirdiğinde boncuğun yanındaki DNA’ya bağlanır. ¤ Histonlar sadece replikasyon sırasında DNA’dan geçici

  • larak ayrılırlar.

¤ Transkripsiyon sırasında ise DNA ile birlikte kalırlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

11

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-12
SLIDE 12

Nükleozomun yapısal elemanları

¤ Peki DNA histonlara sarılı iken transkripsiyon nasıl gerçekleşir? ¤ Nükleozomlar biçim ya da konum değiştirebilen dinamik yapılardır. ¤ RNA polimerazın DNA boyunca hareket etmesine izin verir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

12

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-13
SLIDE 13

DNA paketlenmesinin daha yüksek düzeyleri ¤ Nükleozomlar daha yüksek düzeyde paketlenme geçirir. ¤ Yandaki şekilde gittikçe artış gösteren sıklıkta yanyana dizilen çeşitli yapılar bulunmaktadır. ¤ Boncuklu iplik, H1 histonunun yardımıyla yaklaşık 30 nm kalınlığında iplik oluşturmak için katlanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

13

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-14
SLIDE 14

DNA paketlenmesinin daha yüksek düzeyleri ¤ Bu yapı, 30 nm kromatin iplik

  • larak bilinir.

¤ 30 nm iplik, ilmekli domainler adı verilen yapıyı meydana getirir. ¤ Ilmekli domainler ise kendi üzerinde bükülüp katlanarak tüm kromatini daha ileri düzeyde sıkı hale getirir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

14

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-15
SLIDE 15

DNA paketlenmesinin daha yüksek düzeyleri ¤ Interfaz kromatini, mitotik kromozom kromatininden genellikle daha az yoğunlaşma gösterir. ¤ Ancak yine de kromozomun belirli kısımları ışık mikroskobu altında görülebilir yoğunluğa sahiptir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

15

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-16
SLIDE 16

DNA paketlenmesinin daha yüksek düzeyleri ¤ Bu kısımlara heterokromatin denir. ¤ Daha az yoğunlaşma gösteren kısımlara da ökromatin adı verilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

16

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-17
SLIDE 17

İnterfazdaki yoğunlaşmanın işlevi nedir?

¤ Heterokromatin oluşumunun, gen ifadesinin kontrolünde bie çeşit kaba ayar olduğu düşünülmektedir. ¤ Heterokromatin DNA’sı, transkripsiyon geçirmez.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

17

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-18
SLIDE 18

Tekrarlanan DNA ve şifrelenmeyen sekanslar

¤ Prokaryotlarda DNA’nın büyük bir kısmı transkripsiyona uğrar. ¤ Küçük bir kısım ise promotorlar gibi düzenleyici sekanslardan ibarettir. ¤ Prokaryotik genlerde intronlar bulunmaz. ¤ Ancak ökaryotik genomlarda DNA’nın büyük bir kısmı (örn; insanlarda % 97’si) protein ya da RNA şifrelemez.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

18

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-19
SLIDE 19

Tekrarlanan DNA ve şifrelenmeyen sekanslar

¤ Bazılarının düzenleyici sekanslar olduğu bilinmektedir. ¤ Ancak çoğunun işlevi henüz anlaşılamamıştır. ¤ Şifrelenmeyen DNA’nın büyük bir kısmını tekrarlanan diziler oluşturur. ¤ Bu diziler, genom içinde çok sayıda kopyası bulunan ve genellikle gen bölgeleri içerisinde yer almayan dizilerdir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

19

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-20
SLIDE 20

Art arda tekrarlanan diziler

¤ Memelilerde genomun yaklaşık % 10-15’i art arda tekrarlanan DNA’dan oluşmaktadır. ¤ Aşağıda, tekrarlanan bir dizi örneği verilmiştir. ¤ …. GTTACGTTACGTTACGTTACGTTAC……… ¤ Burada tekrarlayan birim GTTAC’dir. ¤ Tekrar sayısı birkaç yüz bin kadar olabilir. ¤ Tekrarlanan birimler on baz çifti uzunluğuna ulaşabilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

20

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-21
SLIDE 21

Tekrarlanan DNA’nın ayrıştırılması

¤ Tekrarlanan DNA kısımları genellikle diğer DNA kısımlarından daha yoğundur. ¤ Bu sayede diferansiyel santrifüjleme kullanılarak tekrarlayan DNA ayrıştırılabilir. ¤ Tekrarlayan diziler, santrifüj tüpünde diğer DNA’dan ayrı bir bant şeklinde görünür. ¤ Bu nedenle bu DNA’ya satellit DNA (uydu DNA) adı verilmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

21

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-22
SLIDE 22

Satellit DNA çeşitleri

¤ Içerdikleri DNA’nın toplam uzunluğuna göre üç kategoride sınıflandırılırlar:

¤ Normal satellit DNA ¤ Minisatellit DNA ¤ Makrosatellit DNA

¤ Normal satellit DNA 100.000 baz çiftinden daha uzundur. ¤ Minisatellit ve makrosatellitler ise daha kısa DNA dizileridir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

22

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-23
SLIDE 23

Satellit DNA çeşitleri

¤ Yalnız 10-100 kez tekrarlanmış kısa birimlere sahip mikrosatellit DNA, DNA parmakizi (fingerprint) çalışmalarında son derece kullanışlıdır. ¤ Tekrarlanan diziler bazı genetik hastalıklara yol açmaktadır. ¤ Zeka geriliğine yol açan kırılgan X sendromunda CGG üçlüsünün yüzlerce ya da binlerce tekrar edildiği tespit edilmiştir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

23

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-24
SLIDE 24

Satellitlerin kromozomdaki yerleşimi

¤ Satellit DNA’nın büyük bir kısmının, kromozomların telomerlerinde ve sentromerlerinde yer aldığı tespit edilmiştir. ¤ Dolayısıyla bu dizilerin, kromozom içinde yapısal rol

  • ynadığı firi akla gelmektedir.
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

24

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-25
SLIDE 25

Satellitlerin kromozomdaki yerleşimi

¤ Sentromerlerde yer alan DNA, hücre bölünmesi sırasında kromatitlerin birbirinden ayrılmasında gereklidir. ¤ Telomerlerde yer alan DNA ise her defasında kısalan DNA’daki genlerin kaybını engeller (uç replikasyon sorunu).

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

25

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-26
SLIDE 26

Yapay kromozomlar

¤ Telomer ve sentromerler olmaksızın kromozomun yapısal bütünlüğü sağlanamaz. ¤ Bu noktadan hareketle araştırıcılar yapay kromozomlar geliştirmişlerdir. ¤ Böyle bir kromozomda replikasyon başlangıç orijini bulunmak zorundadır. ¤ Replikasyon orijinine ilave olarak bir adet sentromer ve iki adet de telomerin bulunması kromozom için şarttır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

26

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-27
SLIDE 27

Serpiştirilmiş tekrarlanan diziler

¤ Bu tip birimler yan yana değillerdir. ¤ Genomda serpiştirilmiş olarak yer alırlar. ¤ Çoğu memeli genomunun % 25-40’ını meydana getirir. ¤ Insanlarda ve primatlarda bu DNA’nın büyük bir kısmı Alu elemanları denilen benzer sekans ailesinden meydana gelir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

27

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-28
SLIDE 28

Serpiştirilmiş tekrarlanan diziler

¤ Bu birimlerin her biri 300 nükleotit çifti uzunluğundadır. ¤ Diğer tekrarlayan dizilerin aksine Alu elemanlarının büyük bir kısmı transkripsiyona uğrar. ¤ Meydana gelen RNA moleküllerinin hücredeki işlevleri bilinmemektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

28

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-29
SLIDE 29

Multigen ailesi

¤ Prokaryotlarda olduğu gibi, ökaryotik genlerin çoğu da genomda tek bir sekans olarak bulunur. ¤ Haploit kromozom başına yalnızca tek bir kopya vardır. ¤ Fakat bazı genlerin birden fazla kopyası vardır. ¤ Özdeş ya da benzer genlerden oluşan koleksiyona multigen ailesi denir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

29

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-30
SLIDE 30

Multigen ailesi

¤ Ailenin üyeleri, muhtemelen tek bir atasal genden ortaya çıkmıştır. ¤ Çok genli aileler, çok uzun tekrarlayan diziler olarak kabul edilirler. ¤ Genom içerisinde dağınık ya da kümelenmiş durumda bulunabilirler. ¤ Ancak bazı çok gen aileleri, art arda sıralanmış özdeş genlerden meydana gelirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

30

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-31
SLIDE 31

Multigen ailesi

¤ Bu durum sıklıkla rRNA sentezi yapan genlerde karşımıza çıkmaktadır. ¤ Bu rRNA’lar, art arda yüzlerce ya da binlerce kez tekrarlanmış olan tek bir transkripsiyon biriminden şifrelenirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

31

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-32
SLIDE 32

Multigen ailesi

¤ Çok sayıda kopya, hücreye, aktif protein sentezi için gerekli olan milyonlarca ribozomu yapma yeteneği verir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

32

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-33
SLIDE 33

Özdeş olmayan genlere sahip multigen aileleri

¤ Globin genleri ¤ Hemoglobinin α ve β polipeptit alt birimlerini şifreleyen genler

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

33

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-34
SLIDE 34

Globin genleri

¤ Insanda 16. kromozom üzerinde yer alan bir familya, α- globinin çeşitli varyasyonlarını şifreler. ¤ 11. kromozom üzerinde yer alan diğer familya ise β-globin versiyonlarını kodlar. ¤ Globin genlerinin sekanslarındaki benzerlikler, bunların

  • rtak bir atadan köken almış olabileceğini

düşündürmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

34

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-35
SLIDE 35
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

35

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-36
SLIDE 36

Globin genleri

¤ Her globin alt biriminin farklı versiyonları, gelişim sırasında farklı zamanlarda ifade edilir. ¤ Böylece gelişmekte olan canlının değişen ortam koşulları içerisinde, hemoglobinin etkin bir şekilde işlev görmesi sağlanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

36

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-37
SLIDE 37

Insanlarda hemoglobinin farklı formları

¤ Insanlarda hemoglobinin embriyonik ve fetal formlarının O2’ye bağlanma eğilimi ergin formuna göre daha yüksektir. ¤ Böylelikle anneden gelen O2, fetusa daha etkin bir şekilde iletilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

37

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-38
SLIDE 38

Gen aileleri nasıl doğar?

¤ En olası açıklama, DNA replikasyonu veya rekombinasyonu sırasında oluşan hatalardan dolayı gen duplikasyonlarının meydana gelmesidir. ¤ Özdeş olmayan genler arasındaki farklılıklar ise muhtemelen zamanla biriken mutasyonlardan kaynaklanmaktadır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

38

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-39
SLIDE 39

Pseudogenler (yalancı genler)

¤ Bu DNA segmentlerinin varlığı, gen duplikasyonu ve mutasyonlar için önemli bir kanıttır. ¤ Gerçek genlere çok benzer sekanslara sahiptirler fakat işlevsel ürün vermezler. ¤ Evrimsel süreç boyunca ortaya çıkan rastgele mutasyonların, bu genlerin işlevlerini ortadan kaldırdığı düşünülmektedir. ¤ Globin gen aileleri içerisindeki intron bölgelerinde çok sayıda yalancı gen tespit edilmiştir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

39

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-40
SLIDE 40

Gen amplifikasyonu

¤ Gelişimin belirli bir evresinde, bazı dokuların hücrelerinde bir gen ya da gen ailesinin kopya sayısı seçici olarak artar. ¤ Buna en temel örnek amfibilerde rRNA’nın kodlanmasından sorumlu genlerdir. ¤ Hemen hemen her organizmada bu genlerin çok sayıda kopyası vardır. ¤ Gelişmekte olan yumurta hücresinde rRNA genlerinin bir milyondan fazla kopyası bulunur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

40

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-41
SLIDE 41

Gen amplifikasyonu

¤ rRNA genleri, çekirdekçik içinde kromozomlardan ayrılan çok küçük DNA halkaları olarak yer alırlar. ¤ Gen amplifikasyonu adı verilen bu olayla, rRNA genlerinin seçici olarak ifadesi artırılmış olur. ¤ Bu olay, gelişmekte olan yumurta hücresine çok fazla sayıda ribozom üretme yeteneği verir. ¤ rRNA genlerinin fazla kopyaları ileriki yaşlarda kopya edilmez ve embriyonik gelişimin erken döneminde yıkılırlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

41

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-42
SLIDE 42

Gem amplifikasyonu ile ilaç dirençliliği

¤ Yüksek dozda kemoterapik ilaçlar, tümör içerisindeki çok fazla hücreyi öldürür. ¤ Ancak bazı hücreler her zaman dirençlidir. ¤ Bu hücreler genellikle ilaca dirençlilik sağlayan genlerin çoklu kopyalarını taşırlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

42

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-43
SLIDE 43

Gen kaybı

¤ Bazı böceklerde, belirli dokulardaki genler seçici olarak kaybedilir. ¤ Gametleri oluşturan hücrelerde gen kaybı gerçekleşmez. ¤ Bu canlılarda gelişimin erken evrelerinde bazı hücrelerdeki tam kromozomlar ya da kromozom kısımları

  • rtadan kaldırılabilir.
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

43

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-44
SLIDE 44

Transpozonlar-Retrotranspozonlar

¤ Transpozonlar, genom içinde bir bölgeden ayrılarak başka bir bölgeye geçebilen DNA parçalarıdır. ¤ Eğer bir transpozon, sıçrayarak başka bir genin şifrelenen sekansının orta kısmına girecek olursa bu genin normal fonksiyonu engellenir. ¤ Eğer transpozon, transkripsiyonu düzenleyen sekansın içine girecek olursa, bir ya da daha fazla proteinin üretimi artabilir veya azalabilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

44

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-45
SLIDE 45

Transpozonlar-Retrotranspozonlar

¤ Hareketli genetik elemanları ilk bulan kişi Barbara McClintock’dur. ¤ Gelişmekte olan mısır tanelerinin rengini etkileyen transpozonları keşfetmiştir. ¤ Son zamanlarda yapılan çalışmalarla mısır bitkisi genomunun % 50’sinin, insanda ise % 10’unun transpozonlardan oluştuğu belirlenmiştir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

45

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-46
SLIDE 46

Transpozonların hareket mekanizması

¤ Hareket, retrotranspozon adlı DNA dizisinin RNA’ya transkribe edilmesiyle başlar. ¤ RNA retrotranspozonun başka bir yere yerleşmesi için tekrar DNA’ya dönüştürülmesi gerekir. ¤ Bu olay, revers transkriptaz enzimi ile gerçekleştirilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

46

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-47
SLIDE 47

Transpozonların hareket mekanizması

¤ Retrotranspozonun kendisi tarafından şifrelenen bir enzim, yeni bölgeye girişi katalizler. ¤ Dolayısıyla revers transkriptaz enzimi, retrovirüslerle enfekte olmamış hücrelerde de bulunabilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

47

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-48
SLIDE 48

Transpozonların hareket mekanizması

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

48

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-49
SLIDE 49

DNA’da kalıcı yeni düzenlenmeler: İmmunoglobulin genleri

¤ Genlerin bazılarında kalıcı olarak yeniden düzenlenmeler meydana gelir. ¤ Bu yeniden düzenlenmenin en tipik örneği bağışıklık sisteminde meydana gelen değişikliklerdir. ¤ Bağışıklık sistemi hücreleri farklılaştığında bazı genler yeniden düzenlenir. ¤ İmmunoglobulinler vücuda giren mikroorganizmaları tanıyıp onlarla savaşan proteinlerdir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

49

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-50
SLIDE 50

DNA’da kalıcı yeni düzenlenmeler: İmmunoglobulin genleri

¤ Bir çeşit beyaz kan hücresi olan B lenfositler tarafından üretilirler. ¤ Bu hücreler, vücuda giren özel bir istilacıya saldıran özel tipte bir antikor üretirler. ¤ B lenfositler farklılaşma geçirdiğinde bazı gen takımları yeniden düzenlenir. ¤ Özelleşmemiş bir hücre B lenfosite dönüştüğünde, DNA üzerinde birbirinden ayrı konumlanmış olan antikor genleri yeniden düzenlenme geçirerek biraraya getirilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

50

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-51
SLIDE 51

İmmunoglobulin molekülünün yapısı

¤ Bu molekül, disülfit köprüleriyle birarada tutulan dört polipeptit zincirinden

  • luşmuştur.

¤ Her bir zincir iki ana kısımdan

  • luşur:

¤ Sabit bölge (C) ¤ Değişken bölge (V)

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

51

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-52
SLIDE 52

İmmunoglobulin molekülünün yapısı

¤ Değişken bölge, belirli bir antikora, onun kendisine özgül işlevini kazandırır. ¤ Embriyonik genomda, C bölgesini kodlayan DNA ile V bölgesini kodlayan DNA dizileri (yüzlerce segment) uzun bir DNA parçası ile ayrılırlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

52

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-53
SLIDE 53

İmmunoglobulin molekülünün yapısı

¤ B lenfosit farklılaşma geçirdiğinde C ve V bölgelerini kodlayan diziler yeniden düzenlenme geçirerek biraraya getirilirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

53

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-54
SLIDE 54
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

54

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-55
SLIDE 55

Ökaryotlar, sahip oldukları genlerin sadece küçük bir kısmını ifade ederler

¤ Ökaryotik genomlarda, şifrelenmeyen DNA dizileri arasına serpiştirilmiş onbinlerce gen bulunmaktadır. ¤ Peki bu genlerin hangileri ifade edilmektedir? ¤ Hücreler, iç ve dış ortamdan gelen sinyallere yanıt olarak belirli genleri sürekli açıp kapatmaktadırlar. ¤ Gen ifadesi ayrıca hücresel farklılaşma ile birlikte de kontrol edilmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

55

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-56
SLIDE 56

Ökaryotlar, sahip oldukları genlerin sadece küçük bir kısmını ifade ederler

¤ Farklılaşmanın farklı aşamalarında farklı gen setleri ifade edilmektedir. ¤ Kas veya sinir dokusu gibi özelleşmiş dokularda bulunan hücreler, genlerinin çok küçük bir bölümünü ifade ederler. ¤ Tipik bir insan hücresi, herhangi bir zamanda kendi genlerinin sadece % 3-5’ini ifade ederi. ¤ Gen ifadesinde görevli enzimler doğru zamanda doğru yere yerleşmelidir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

56

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-57
SLIDE 57

Gen ifadesinin kontrolü

¤ Yandaki şekil bir ökaryotik hücredeki gen ifadesinin tüm sürecini özetlemektedir. ¤ Hücrede gen ifadesi şu basamaklardan herhangi birisiyle kontrol edilebilir:

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

57

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-58
SLIDE 58

Gen ifadesinin kontrolü

¤ DNA’nın kromatin ipliklerden çözüldüğü evrede ¤ Transkripsiyonda ¤ RNA işlenmesinde ve translasyon aşamasında ¤ Proteinin şekillendirilmesi aşamasında

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

58

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-59
SLIDE 59

Gen ifadesinin kontrolü

¤ Her evrede kontrol yapma zorunluluğu yoktur. ¤ Ancak her evre, gen ifadesinin açılabildiği ya da kapandığı, hızlandığı ya da yavaşladığı potansiyel noktalardır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

59

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-60
SLIDE 60

Kromatin değişikliklerinin gen ifadesine etkisi

¤ Çok yoğunlaşmış durumdaki heterokromatinin genleri genellikle ifade edilmezler. ¤ Çünkü büyük olasılıkla transkripsiyon proteinleri DNA’ya ulaşamaz.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

60

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-61
SLIDE 61

Kromatin değişikliklerinin gen ifadesine etkisi

¤ Genin transkripsiyon geçirip geçirmeyeceğini belirleyen diğer faktörler muhtemelen şunlardır:

¤ Genin nükleozomlarla bağlantılı yerleşimi ¤ DNA’nın kromozom iskeletine ya da nüklear laminaya tutunduğu yerler ¤ DNA metilasyonu ¤ Histon asetilasyonu

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

61

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-62
SLIDE 62

DNA metilasyonu

¤ DNA sentezlendikten sonra, DNA bazlarına metil gruplarının (-CH3) bağlanmasıdır. ¤ Çoğu bitkisel ve hayvansal DNA’ların özellikle sitozin molekülü metillenmektedir. ¤ Memelilerdeki inaktif X kromozomu da çok fazla miktarda metillenmiştir. ¤ Diğer taraftan metil gruplarının uzaklaştırılması, DNA’yı tekrar aktif hale getirmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

62

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-63
SLIDE 63

DNA metilasyonu

¤ DNA metilasyonunun bazı canlı türlerinde embriyodaki hücresel farklılaşmalar sırasında gerekli olduğu düşünülmektedir. ¤ Metilasyonu sağlayan enzimin yokluğu, embriyonik gelişimde anormalliklere neden olmaktadır. ¤ Genler bir kere metilasyon geçirdiğinde, birbirini izleyen hücre bölünmeleri boyunca aynı şekilde varlıklarını sürdürürler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

63

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-64
SLIDE 64

DNA metilasyonu

¤ Metilasyon kalıpları bu şekilde yavru hücrelere de aktarılmış olur. ¤ Bu şekilde korunan metilasyon kalıbı aynı zamanda memelilerdeki genomik damgalama (imprinting) olayını da sağlar. ¤ Imprinting olayında, gelişimin başlangıcında bazı genlerin anneden ya da babadan gelen allelleri, metilasyonla kalıcı olarak kapatılır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

64

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-65
SLIDE 65

Histon asetilasyonu

¤ Histon proteinlerinde yer alan bazı aminoasitlere asetil gruplarının (-COCH3) bağlanmasıdır. ¤ Deasetilasyon ise bu asetil gruplarının tekrar uzaklaştırılmasıdır. ¤ Histonlar, asetillendiğinde biçim değişikliğine uğrayarak DNA’ya daha gevşek bağlanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

65

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-66
SLIDE 66

Histon asetilasyonu

¤ Sonuçta transkripsiyon proteinleri asetillenmiş bölgedeki genlere daha kolay girerler. ¤ Histon asetilasyonu ile genin transkripsiyonu arasında yakın ilişki bulunmaktadır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

66

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-67
SLIDE 67

Tipik bir ökaryotik genin

  • rganizasyonu
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

67

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-68
SLIDE 68

Tipik bir ökaryotik genin

  • rganizasyonu

¤ Prokaryotlarda genler içerisinde protein kodlamayan bölgeler bulunmazken, ökaryotik genlerde intronlar yer almaktadır. ¤ Intronlar, RNA’nın işlenmesi sürecinde primer transkriptten kesilerek uzaklaştırılır. ¤ Bu nedenle olgun mRNA’da intronlar görülmez.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

68

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-69
SLIDE 69

Tipik bir ökaryotik genin

  • rganizasyonu

¤ mRNA’nın işlenmesi sırasında gerçekleşen diğer olaylar şunlardır:

¤ 5’ ucuna guanozin trifosfattan oluşan bir boşluk (cap) takılması ¤ 3’ ucuna bir poli A kuyruk eklenmesi

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

69

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-70
SLIDE 70

Tipik bir ökaryotik genin

  • rganizasyonu

¤ Ökaryotik genlerde ayrıca kontrol elemanları adı verilen diziler bulunur. ¤ Bu dizilere, transkripsiyon faktörleri adı verilen proteinler bağlanır. ¤ Kontrol elemanları genin transkripsiyonunu kontrol eden, fakat şifrelenmeyen DNA parçalarıdır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

70

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-71
SLIDE 71

Transkripsiyon faktörlerinin rolü

¤ Ökaryotik RNA polimeraz, bir genin transkripsiyonunu tek başına başlatamaz. ¤ Transkripsiyon faktörlerine bağımlıdır. ¤ Bilinen çok sayıda transkripsiyon faktörü bulunmaktadır. ¤ Bunlardan yalnızca bir tanesi, promotor içerisindeki TATA kutusu olarak bilinen DNA sekansını bağımsız olarak tanımaktadır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

71

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-72
SLIDE 72

Transkripsiyon faktörlerinin rolü

¤ Diğer transkripsiyon faktörleri ise RNA polimeraz ve diğer proteinleri tanır. ¤ Bu tarz protein-protein etkileşimleri, ökaryotik transkripsiyonun başlatılmasında son derece önemlidir. ¤ Transkripsiyon faktörlerinin etkisi ile transkripsiyon düşük bir hızda ve az miktarda RNA transkripti oluşturacak şekilde başlatılır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

72

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-73
SLIDE 73

Transkripsiyon faktörlerinin rolü

¤ Transkripsiyonun hızını artıran asıl etken kontrol elemanlarıdır. ¤ Bu DNA sekansları, ilave transkripsiyon faktörleri bağlamak suretiyle promotorun etkinliğini büyük ölçüde artırır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

73

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-74
SLIDE 74

Kontrol elemanı türleri

¤ Kontrol elemanlarının bazıları promotora yakın konumlanmıştır. ¤ Bunlara proksimal kontrol elemanları adı verilir. ¤ Enhancers (kuvvetlendiriciler) adı verilen kontrol elemanları ise daha uzak yerlerde bulunurlar ve distal kontrol elemanları olarak da bilinirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

74

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-75
SLIDE 75

Kontrol elemanı türleri

¤ Bu kuvvetlendiriciler, binlerce nükleotitten oluşabilirler. ¤ Hatta genin iç kısmında, bazen de herhangi bir intronun içerisinde yer alabilirler. ¤ Transkripsiyon faktörleri ile enhansırlar arasındaki etkileşim, ökaryotlarda gen ifadesinin kontrolünde büyük önem taşımaktadır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

75

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-76
SLIDE 76

Enhansırlar transkripsiyonu nasıl etkiler?

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

76

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-77
SLIDE 77

Enhansırlar transkripsiyonu nasıl etkiler?

¤ Promotordan çok uzakta bulunmasına rağmen enhansırların transkripsiyonu nasıl etkilediği önemli bir konudur. ¤ Enhansırın bulunduğu noktanın promotore doğru büküldüğü ve buradaki transkripsiyon faktörleri ile etkileşim kurduğu düşünülmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

77

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-78
SLIDE 78

Enhansırlar transkripsiyonu nasıl etkiler?

¤ Enhansıra bağlanan ve transkripsiyonu uyaran transkripsiyon faktörlerine aktivatör adı verilir. ¤ Aktivatörler, promotor üzerindeki başlatma kompleksinin pozisyon almasına yardım ederler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

78

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-79
SLIDE 79

Sessizleştiriciler (silencers)

¤ Bakterilerde olduğu gibi ökaryotlarda da repressör (baskılayıcı) transkripsiyon faktörleri var mıdır? ¤ Evet, ökaryotik repressörlerin varlığına ilişkin kanıtlar vardır. ¤ Bunlara ilişkin en tipik örnek, seçici olarak DNA kontrol elemanlarına bağlanabilen sessizleştiricilerdir. ¤ Bunların enhansırlara analog olduğu kabul edilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

79

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-80
SLIDE 80

DNA bağlanma bölgesi (DNA binding factor)

¤ Ökaryotik transkripsiyon faktörleri çok sayıda olsa da benzer temel yapılara sahiptirler. ¤ Transkripsiyon faktörleri genellikle DNA bağlanma bölgelerine sahiptir. ¤ Transkripsiyon faktörü, bu bölge ile DNA’ya bağlanır. ¤ Ayrıca her transkripsiyon faktörü, diğer transkripsiyon faktörünü tanıyan protein bağlanma bölgesi içerir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

80

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-81
SLIDE 81

DNA bağlanma bölgesi (DNA binding factor)

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

81

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-82
SLIDE 82

Farklı kromozomlardaki ökaryotik genler nasıl kontrol edilir?

¤ Birbirleriyle ilişkili olan genler prokaryotlarda bir operon altında toplanmıştır. ¤ Burada birbirine komşu olacak şekilde yer alırlar ve tek bir promotoru paylaşırlar. ¤ Operon altındaki tüm genler tek bir mRNA molekülüne kopyalanır ve birlikte tercüme edilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

82

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-83
SLIDE 83

Farklı kromozomlardaki ökaryotik genler nasıl kontrol edilir?

¤ Ancak ökaryotik hücrelerde, nadir istisnalar dışında böyle

  • peronlar bulunmaz.

¤ Ökaryotik genler, aynı kromozom üzerinde birbirine yakın

  • lsa bile her biri kendi promotoruna sahiptir.

¤ Ökaryotik genlerin ifadesini ayarlayan özgül kontrol elemanlarının bulunduğu düşünülmektedir. ¤ Bu kontrol elemanlarını tanıyan transkripsiyon faktörleri, bu dizilere bağlanarak genlerin transkripsiyonunu eşzamanlı

  • larak ilerletmektedir.
  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

83

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-84
SLIDE 84

Örneğin; steroidal hormonlar

¤ Eşey hormonları olan steroidal hormonlar vücutta çok yönlü etkiye sahiptir. ¤ Steroidal bir hormon öncelikle sitoplazmaya girer. ¤ Daha sonra sitoplazma ya da çekirdekteki özgül bir reseptöre bağlanan kimyasal bir işaret olarak işlev görür.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

84

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-85
SLIDE 85

Örneğin; steroidal hormonlar

¤ Steroidin bağlandığı reseptör, transkripsiyon faktörü olarak işlev görür. ¤ Böylelikle hormon, özgül bir genin çalışmaya başlamasını sağlamış olur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

85

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-86
SLIDE 86

Hücre dışı sinyaller

¤ Steroidal olmayan hücre dışı sinyallerin büyük bir kısmı hücrenin yüzeyinde bulunan reseptörlere bağlanırlar. ¤ Hiçbir zaman hücre içine girmezler. ¤ Ancak belirli transkripsiyon faktörlerinin aktivasyonuna yol açan sinyal aktarım yollarını tetiklerler. ¤ Böylece dolaylı olarak gen ifadesini kontrol ederler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

86

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-87
SLIDE 87

Transkripsiyon sonrası düzenlemeler

¤ Transkripsiyon sonrası düzenleme mekanizmaları ile gen ifadesi üzerinde hızlı bir şekilde ince ayar yapılabilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

87

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-88
SLIDE 88

Alternatif RNA splicing

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

88

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-89
SLIDE 89

Alternatif RNA splicing

¤ mRNA ökaryotlarda ilk sentezlendiğinde, ökaryotik DNA’da bulunan intron ve ekzon bölgelerini içermektedir. ¤ Ancak daha sonra intronlar uzaklaştırılarak ekzonlar farklı kombinasyonlarda birleştirilir. ¤ Böylelikle aynı primer mRNA’dan farklı olgun mRNA’lar üretilir. ¤ Hücre tipine özgün bazı proteinler, mRNA transkripti içerisindeki düzenleyici sekanslara bağlanarak intron- ekzon seçimini kontrol ederler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

89

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-90
SLIDE 90

mRNA yıkımının düzenlenmesi

¤ Sitoplazmadaki mRNA moleküllerinin ömür uzunluğu ile protein sentez tarzı arasında yakın ilişki vardır. ¤ Prokaryotik mRNA’lar çok kısa ömürlüdür ve yalnızca birkaç dakika sonra enzimler tarafından yıkılırlar. ¤ Ancak ökaryotlarda sitoplazmik mRNA’nın ömrü saatler, günler hatta haftalar boyu devam edebilir. ¤ Bunun en tipik örneğine kırmızı kan hücrelerinde rastlanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

90

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-91
SLIDE 91

mRNA yıkımının düzenlenmesi

¤ Hemoglobin polipeptitlerini (α-globin ve β-globin) kodlayan mRNA’ların ömrü oldukça uzundur. ¤ Alışılmadık şekilde kararlı olan bu mRNA’lar hücrede tekrar tekrar tercüme edilirler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

91

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-92
SLIDE 92

mRNA’nın ömür uzunluğuna etki eden diğer faktörler

¤ Poli A kuyruğunun enzimatik olarak kısaltılmasıyla mRNA yıkımının hızlandığı tespit edilmiştir. ¤ mRNA’nın 5’ ucundaki başlığın ortadan kaldırılması da nükleaz enzimlerini harekete geçirir ve molekül hızlı bir şekilde parçalanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

92

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-93
SLIDE 93

Translasyonun kontrolü

¤ Bazı özgül mRNA’ların translasyonunu engellemek mümkündür. ¤ Bu mRNA’ların 5’ ucunda yer alan lider bölgedeki dizilere bağlanan düzenleyici proteinler, protein sentezini engelleyebilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

93

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-94
SLIDE 94

Translasyonun kontrolü

¤ Bu mekanizma embriyonik gelişimde önemlidir. ¤ Çeşitli mRNA’lar yumurta içerisinde depolanır. ¤ Bu mRNA’lar döllenmeden sonra özgül evrelere kadar tercüme edilmez.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

94

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-95
SLIDE 95

Hemoglobin sentezinin kontrolü

¤ Işlevsel bir hemoglobin molekülü, her biri ayrı bir polipeptite bağlanan dört tane hem grubu içerir. ¤ Gelişmekte olan kırmızı kan hücresinde yeterli miktarda hem grubu yok ise;

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

95

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-96
SLIDE 96

Hemoglobin sentezinin kontrolü

¤ Düzenleyici bir protein, translasyon için gerekli bir başlama faktörünü fosforlayarak inaktif hale getirir. ¤ Bu olay, tüm translasyonu inhibe eder.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

96

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-97
SLIDE 97

Translasyonun kontrolünün embriyonik gelişimdeki önemi

¤ Çoğu organizmanın yumurta hücreleri, çok sayıda mRNA molekülü sentezler ve depolar. ¤ Bu moleküller döllenmeden hemen sonraya kadar tercüme edilmez. ¤ Translasyon, başlama faktörlerinin ani aktivasyonu ile belirlenir. ¤ Sonuçta bazı proteinlerin sentezinde ani artışlar meydana gelir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

97

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-98
SLIDE 98

Protein işlenmesi ve yıkımı

¤ Ökaryotik polipeptitlerin, işlevsel protein moleküllerine dönüşmesi için işlenmesi gerekir. ¤ Örneğin; aktif hormon meydana getirmek için başlangıçtaki insülin polipeptidinin bölünmesi gerekmektedir. ¤ Ayrıca birçok protein, işlev görmek için kimyasal değişikliklere ihtiyaç duyar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

98

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-99
SLIDE 99

Protein işlenmesi ve yıkımı

¤ Örneğin; hayvan hücresi yüzeyine gönderilen proteinlere şeker ilave edilmelidir. ¤ Bu proteinler, çoğu kez, fosfat gruplarının ilave edilmesi ile aktif ya da inaktif hale getirilirler. ¤ Ayrıca polipeptitler işlev görmek için hücredeki hedef bölgeye taşınmalıdırlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

99

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-100
SLIDE 100

Kistik fibrozis

¤ Bir proteinin normal olmayan bir hedef seçmesi sonucu

  • luşan bir hastalıktır.

¤ Hastalık, klor iyon kanalı olarak işlev gören bir proteini kodlayan gendeki mutasyonan kaynaklanmaktadır. ¤ Kusurlu protein, hücredeki hedef bölgeye (plazma zarı) hiçbir zaman ulaşamaz ve hızlı bir şekilde yıkılır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

100

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-101
SLIDE 101

Proteozom

¤ Hücre, kusurlu olmayan proteinlerin ömür uzunluğunu da belirleyecek mekanizmalara sahiptir. ¤ Hücre döngüsünün düzenlenmesinden sorumlu siklinler buna örnek olarak verilebilir. ¤ Hücre, yıkılacak belirli bir proteini işaretlemek için genellikle o proteine ubiquitin’i takar. ¤ Daha sonra proteozom adı verilen dev protein kompleksleri ubiquitin’i tanır ve etiketli proteini yıkar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

101

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-102
SLIDE 102

Proteozom

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

102

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-103
SLIDE 103

Proteozom neden önemlidir?

¤ Hücre döngüsü proteinlerini proteozomların yıkımına kapalı hale getiren mutasyonlar, kansere yol açabilmektedir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

103

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-104
SLIDE 104

KANSERİN MOLEKÜLER BİYOLOJİSİ

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

104

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-105
SLIDE 105

Kanser: Proto-onkogenler

¤ Bazı genler, hücrenin normal büyüme ve bölünmesini düzenlerler. ¤ Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar kansere yol açabilir. ¤ Retrovirüslerde onkogen adı verilen ve kansere yol açan genler bulunmaktadır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

105

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-106
SLIDE 106

Kanser: Proto-onkogenler

¤ Bu onkogenlerin benzer kopyaları insanların ve diğer hayvanların genomlarında da tespit edilmiştir. ¤ Proto-onkogen adı verilen bu genler, normal hücre bölünmesini ve büyümesini uyaran proteinleri şifrelerler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

106

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-107
SLIDE 107

Proto-onkogen, onkogene nasıl dönüşür?

¤ Proto-onkogenleri onkogenlere dönüştüren değişiklikler üç temel kategoride incelenebilir.

¤ Genom içerisindeki DNA’nın hareketi ¤ Proto-onkogenin çoğaltılması (amplifikasyonu) ¤ Proto-onkogendeki nokta mutasyonu

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

107

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-108
SLIDE 108

Proto-onkogen, onkogene nasıl dönüşür?

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

108

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-109
SLIDE 109

Genom içindeki DNA’nın hareketi

¤ Malignant hücrelerde, kırılmış ve tekrar birleşirken yanlış birleşmenin olduğu kromozomlara sıklıkla rastlanır. ¤ Birleşme bölgesinde bulunan bir proto-onkogen, aktif bir promotora yakın bir bölgeye yerleşebilir. ¤ Bu aktif promotor, onu onkogene dönüştürerek transkripsiyonunu artırabilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

109

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-110
SLIDE 110

Proto-onkogenin çoğaltılması (amplifikasyonu)

¤ Bu yolla proto-onkogenin hücredeki kopya sayısı artırılır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

110

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-111
SLIDE 111

Proto-onkogendeki nokta mutasyonu

¤ Mutasyon sonucunda, genin protein ürünü, yıkılmaya karşı daha dirençli bir yapı kazanır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

111

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-112
SLIDE 112

Tümör baskılayıcı (supressor) genler

¤ Büyümeyi uyarıcı proteinleri kodlayan genlerdeki mutasyonlara ilave olarak, ¤ Hücre bölünmesini inhibe eden genlerdeki değişiklikler de kansere yol açabilir. ¤ Böyle genlere tümör baskılayıcı (supressor) genler adı verilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

112

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-113
SLIDE 113

Tümör baskılayıcı (supressor) genler

¤ Bu genlerin şifreledikleri proteinler, normalde, kontrolsüz hücre büyümesini ve bölünmesini önlerler. ¤ Tümör baskılayıcı proteinler DNA’yı tamir edebilirler, böylece kansere neden olan mutasyonların hücrede birikmesini önlerler. ¤ Bazı tümör baskılayıcı proteinler ise hücrelerin birbirlerine ya da hücre dışı matrikse yapışmasını kontrol ederler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

113

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-114
SLIDE 114

Tümör baskılayıcı (supressor) genler

¤ Hücrelerin uygun bir şekilde bağlanması, normal dokularda çok önemlidir. ¤ Kanser hücrelerinde bu bağlanma genellikle görülmez. ¤ Diğer bazı tümör baskılayıcı proteinler ise hücre döngüsünü inhibe eden hücre sinyal yolu elemanlarıdır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

114

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-115
SLIDE 115

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ Bu genlerdeki mutasyonlar insan kanserlerinde çok yaygındır. ¤ ‘ras’, insan kanserlerinin yaklaşık % 30’unda mutasyon geçirmiştir. ¤ p53 için ise frekans % 50’ye yakındır. ¤ Her iki genin ürünü olan protein de, dış sinyallerin hücre çekirdeğine iletilmesini sağlayan sinyal iletim yolu elemanlarıdır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

115

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-116
SLIDE 116

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ Yandaki şekilde ‘ras’ proteininin, hücre zarındaki sinyali çekirdek DNA’sına taşıma mekanizması verilmiştir. ¤ Bu yolun sonundaki hücresel cevap, hücre döngüsünü uyaran bir proteinin sentezidir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

116

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-117
SLIDE 117

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ Normal olarak böyle bir yol, uygun bir büyüme faktörü tarafından tetiklenmedikçe çalışmayacaktır. ¤ Ancak bu yolda yer alan bir onkogen proteini, büyüme faktörü olmasa bile hücre bölünmesini artırabilir. ¤ ‘ras’ onkogenlerinin çoğu, Ras proteininin hiperaktif versiyonuna yol açan bir nokta mutasyonuna sahiptir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

117

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-118
SLIDE 118

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ Yandaki şekilde ise büyümenin inhibe edildiği yol gösterilmektedir. ¤ Bu yolda, büyümeyi inhibe edici sinyaller, hücre döngüsünü baskılayıcı bir proteinin sentezine yol açmaktadır. ¤ Böylece bu yolun elemanlarından sorumlu genler, tümör baskılayıcı genler gibi rol oynarlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

118

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-119
SLIDE 119

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ Normal p53 proteini, büyümeyi inhibe edici proteinlerin sentezini sağlayan bir transkripsiyon faktörüdür. ¤ Bu nedenle p53 genini devre dışı bırakacak bir mutasyon kansere yol açabilir. ¤ p53 geni, ‘genomun koruyucu meleği’ olarak da bilinir. ¤ p53 geninin ürünü olan p53 proteini, birçok gen için transkripsiyon faktörü olarak işlev görür.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

119

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-120
SLIDE 120

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ p53 proteini, p21 adlı başka bir geni harekete geçirir. ¤ p21 proteini ise sikline bağımlı kinazlara bağlanarak hücre döngüsünü duraksatır. ¤ Bu da hücreye, DNA’yı tamir etmesi için vakit kazandırır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

120

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-121
SLIDE 121

‘ras’ proto-onkogeni ve p53 tümör baskılayıcı geni

¤ DNA hasarı tamir edilemeyecek kadar büyük olduğunda p53 ‘intihar genlerini’ harekete geçirir. ¤ Bu genlerin ürünleri, apoptozis adı verilen bir işlem ile hücrenin ölümünü sağlar.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

121

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-122
SLIDE 122

Çoklu mutasyonlar ve kanser gelişimi

¤ Bir hücrenin tamamen kanserleşmesi için genellikle birden fazla sayıda mutasyona gerek vardır. ¤ Bu durum, kanser görülme sıklığının neden yaş ile birlikte büyük ölçüde artış gösterdiğini açıklamaya yardım edebilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

122

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-123
SLIDE 123

Çoklu mutasyonlar ve kanser gelişimi

¤ Eğer kanser, mutasyonların birikmesinden kaynaklanıyorsa ve ¤ Eğer mutasyonlar yaşam boyunca meydana geliyorsa, ¤ O zaman daha uzun süre yaşadığımızda kansere yakalanma olasılığımız daha yüksek olacaktır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

123

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-124
SLIDE 124

Kalın bağırsak-rektum kanserinin gelişimi

¤ Kansere giden çok basamaklı yol modelini en iyi açıklayan örneklerden birisidir. ¤ Birleşik Devletler’de her yıl yaklaşık 135.000 yeni kalın bağırsak-rektum kanseri teşhis edilmektedir. ¤ Çoğu kanser gibi kademeli olarak gelişen bir süreçtir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

124

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-125
SLIDE 125

Kalın bağırsak-rektum kanserinin gelişimi

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

125

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-126
SLIDE 126

Kalın bağırsak-rektum kanserinin gelişimi

¤ Ilk belirti çoğunlukla bir poliptir. ¤ Polip, kalın bağırsaktaki iyi huylu küçük bir tümördür. ¤ Tümör büyür ve sonunda kötü huylu (malignant) yapıya dönüşür. ¤ Bu yapının gelişimi, onkogenleri faaliyete geçiren ve tümör baskılayıcı genleri devre dışı bırakan mutasyonların birikmesi ile paraleldir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

126

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-127
SLIDE 127

Kalın bağırsak-rektum kanserinin gelişimi

¤ Çoğu kez bu olayın içinde, bir ras onkogeni ve mutasyona uğramış bir p53 geni birlikte yer alır. ¤ Bir hücrenin tamamen kanserleşmesi için, DNA düzeyinde yaklaşık yarım düzine değişikliğin olması gerekir. ¤ Son olarak telomerazdan sorumlu gende aktif hale gelir. ¤ Bu enzim, kromozomların uç kısımlarının aşınmasını önler.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

127

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-128
SLIDE 128

Kanser ve virüsler

¤ Dünya genelinde rastlanan insan kanseri vakalarının yaklaşık % 15’inin virüslerden kaynaklandığı düşünülmektedir.

¤ Retrovirüsler, lösemiye neden olur. ¤ Hepatit virüsleri, karaciğer kanserine neden olur. ¤ Siğil virüsleri, serviks (rahim ağzı) kanserine neden olur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

128

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-129
SLIDE 129

Kanser ve virüsler

¤ Virüsler, enfekte olmuş hücrelerin DNA’sı içine kendi kalıtsal maddesini yerleştirerek kanser gelişimine katkı yaparlar. ¤ Bu işlemle bir retrovirüs, bir onkogeni hücreye verebilir. ¤ Ayrıca virüs DNA’sı, tümör baskılayıcı genin yapısını bozacak şekilde genomun içine yerleşebilir. ¤ Ya da virüs, bir proto-onkogeni onkogene dönüştürebilir.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

129

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-130
SLIDE 130

APC (tümör baskılayıcı gen)

¤ 1997 yılında yapılan bir çalışmada Polonya, Alman ve Rus Yahudilerinin % 6’sında bu genin mutant olduğu tespit edilmiştir. ¤ Bu keşif, bu etnik grup içerisinde saptanmış en genel kansere yatkınlık mutasyonudur.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

130

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)

slide-131
SLIDE 131

Göğüs kanseri

¤ Birleşik Devletler’de her yıl 180.000’den fazla kişinin yakalandığı önemli bir kanser türüdür. ¤ Vakaların % 5-10’unun kalıtsal yatkınlığa dayandığı düşünülmektedir. ¤ 1994 ve 1995’te göğüs kanserlerinde rol oynayan BRCA1 ve BRCA2 adlı iki gen tespit edilmiştir. ¤ Bu genlerden herhangi birinde meydana gelen mutasyon, göğüs ve ovaryum kanserlerinin gelişim riskini artırır.

  • Prof. Dr. Bektaş TEPE

131

(Kaynak: Biyoloji, Campbell & Reece)